İnternet, bugün yalnızca bir teknoloji altyapısı değil, toplumsal yaşamın kendisi haline gelmiştir. Milyarlarca insanın kendini ifade ettiği, bilgi paylaştığı ve etkileşime girdiği bu yeni kamusal alanda, internet şirketleri demokrasinin ve insan haklarının geleceğini şekillendiren kilit aktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durum, çevrimiçi ortamda temel hak ve özgürlüklerin korunması ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tesisine yönelik ulusal ve uluslararası girişimleri beraberinde getirmiştir. Bu çalışma, şirketlerin yalnızca ticari çıkarları değil, kamusal faydayı da göz önünde bulundurarak hareket etmeleri gerektiği önermesinden yola çıkmaktadır.
Dijitalleşmenin paradoksal doğasını ele alarak, internetin "demokrasinin oksijeni" olma potansiyelinin yanı sıra, aynı zamanda şiddetin ve nefretin yayılması, terörizmin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması, yanlış bilgilendirme, siber zorbalık, çocuk istismarı gibi riskleri de nasıl barındırdığını ortaya koymaktadır. Uluslararası hukuk sistemlerinden (BM, OECD, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği) Türk hukukuna uzanan bir perspektifle konuyu ele alan kitap, internet şirketlerinin ifade özgürlüğü ile özel hayatın korunması hakkı üzerindeki etkilerini, kamusal alanın dönüşümündeki rollerini ve dijital platformlardaki insan hakları yükümlülüklerini incelemekte ve Türk Hukuku bakımından somut öneriler sunmaktadır.