20. yüzyılın özellikle ikinci yarısından sonra toplumsal, siyasal ve kültürel alanda vuku bulan bir takım gelişmeler, toplumsal kuralların normatifliğinin sorgulanmasına ve onların artık işlevsellikleri ekseninde değerlendirildiği bir sürecin doğmasına yol açmıştır. Böylesi bir ortamda felsefenin gelecek için hala bir takım politik ideallere sahip olup olmadığı şüphesiz ilgi uyandırıcı bir sorudur.
Çağdaş felsefe özellikle yirminci yüzyılın son çeyreğinden bu yana, yeni siyaset ve demokrasi tartışmalarıyla bu soruya cevaplar aramaya çalışmaktadır. Öte yandan bu tartışmalar içerisinde beslendikleri entelektüel gelenek, tarihsel kökler ve sunmuş oldukları demokratik vaatler nedeniyle iki farklı perspektif, "pragmatizm" ve "post-Marksizm", özgün bir değer kazanmaktadır.
Bu çerçevede kitabın temel sorunsalı da, Richard Rorty bağlamında çağdaş "pragmatizm" ile Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'un ortaya atmış oldukları "post-Marksizm" düşüncesinin, demokrasi anlayışlarının mukayese edilmesi ve bu yaklaşımların mevcut siyasi olanakları ile felsefi arka planlarının sorgulanmasıdır.